Milyarlık fon skandalı gündemdeki yerini koruyor. Fon soruşturması kapsamında en son SPK ve BDDK’ya uzamasının ardından Eski SPK Başkanvekili Enver Usca dahil 6 kişiye gözaltı kararı verilmişti. SPK’nın önceki başkanı Mahmut Sütcü, 20 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla görevden alınmış yerine Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı atanmıştı.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) üst yönetimine üç yeni ismin atanmasının ardından, kurumun denetim yapısına ilişkin reform beklentileri gündeme geldi. Ekonomim’in haberine göre, Vergi Uzmanı Ekonomist Deniz Eresen, yeni Başkan Muhsin Atcı ile başlayan dönemin yalnızca yönetim değişikliğiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek denetimin kurumsallaşmasına yönelik önerilerini paylaştı.

Yatırım fonlarında yaşanan sorunlara, manipülasyon iddialarına ve şeffaflık tartışmalarına dikkat çeken Eresen, bu başlıkların yeni yönetimin önündeki önemli sınavlar olduğunu ifade etti.

TEFTİŞ KURULU KARAR SÜREÇLERİNİ VE KURUMSAL RİSKLERİ İNCELEMELİ

SPK bünyesinde doğrudan başkanlığa bağlı bir teftiş kurulu oluşturulmasını öneren Eresen, bu yapının mesleki bağımsızlığının güvenceye alınması gerektiğini vurguladı.

Önerdiği kurulun mevcut denetim birimlerinin görevlerini tekrarlamaması gerektiğini belirten Eresen, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu yapı; mevcut denetim birimlerinin görevlerini tekrarlamak yerine Kurulun idari işleyişini, karar süreçlerini, denetim faaliyetlerinin etkinliğini ve kurumsal risk yönetimini incelemeli.”

Eresen, teftiş kurulunda sermaye piyasaları, finans, muhasebe ve bilgi teknolojileri alanlarında uzman müfettişlerin görev yapmasını önerdi. Risk esaslı yıllık teftiş programlarının hazırlanması ve belirlenen eksikliklerin giderilip giderilmediğinin düzenli biçimde takip edilmesi gerektiğini söyledi.

“BAŞARI İNCELEME VE YAPTIRIM SAYISIYLA ÖLÇÜLMEMELİ”

Muhsin Atcı’nın Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı dönemindeki deneyiminin yeni görevi açısından avantaj sağlayabileceğini ifade eden Eresen; risk odaklı denetim, veri analizi ve kurumsal denetim kapasitesine ilişkin birikimin sermaye piyasalarındaki dönüşüme katkı sunabileceğini belirtti.

Bununla birlikte başarının yalnızca inceleme ve yaptırım sayıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Eresen, “Esas hedef, risklerin önceden tespit edildiği, yatırımcı haklarının korunduğu ve kuralların herkese eşit uygulandığı bir piyasa düzeni olmalı” dedi.

GÖREV VE YETKİLER MEVZUATLA BELİRLENMELİ

Aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve yatırım fonlarında tespit edilen sistematik risklerin ilgili denetim birimleriyle koordinasyon içinde ele alınmasını isteyen Eresen, teftiş kurulunun görev ve yetkilerinin mevzuatta açıkça tanımlanması gerektiğini kaydetti.

Faaliyet sonuçlarının gizlilik hükümleri gözetilerek kamuoyuyla paylaşılmasını da öneren Eresen, böyle bir yapının yalnızca usulsüzlükleri ortaya çıkarmakla kalmayıp kurumsal riskleri önceden belirlemeye de katkı sağlayabileceğini söyledi.

Yönetimdeki yeni atamaları önemli bir başlangıç olarak değerlendiren Eresen, kalıcı değişimin kişilere bağlı olmayan mekanizmalarla mümkün olacağını vurguladı:

“Çünkü sermaye piyasalarında güven, yalnızca yönetim değişikliğiyle değil, denetimin kurumsallaşmasıyla yeniden kazanılır.”